18/4/2006 ·

Bu yazıyı okumak sadece 1 dakikanızı alacaktır! Beni çok etkiledi. Adeta iliklerime kadar işledi. Paylaşmak istedim.

     Küçüklüğümden beri dar yerlerden SIKILIR ve buralardan adeta feryat ederek kaçardım. Daha sonra bunun bir hastalık olduğunu anlamış fakat bu illetten bir türlü kurtulamamıştım. Halbuki o dar mekanlara simdi ister istemez girecektim. Beni sarıp sarmalamışlar ve uzunca bir tabuta yerleştirmişlerdi. Çevremde dolaşanların seslerini gayet iyi duyuyor ve gözlerim kapalı olmasına rağmen, her nasılsa onları görüyordum. "Genç yasta öldü, zavallı; hâlbuki yapacak ne kadar çok işi vardı" diye konuşuyorlardı. Gerçekten birçok işim yarım kalmıştı. Mesela oğluma iyi bir iş kuramamış, araba ile televizyon taksitlerini henüz bitirememiştim. Büyük bir firma kurup dostlarıma o firma da toplamak ta artik hayal olmuştu. Kış çok yakin olduğu halde odun kömür isini halledememiş ve çatının akan yerlerini aktaramamıştım. Birden kulaklarımı çınlatan bir sesle irkildim. Sanki mikrofon ile söylenen bu ses beynimin en ücra köselerinde yankılanıyor ve "geçti artik, geçti" diyordu. İçimden keşke geçmemiş olsa diyordum. Nereden başıma gelmişti bu kaza bilmem ki? Hâlbuki ne kadar iyi araba kullanırdım. Olup bitenleri anlamaya çalışırken, dostlarımın çevremi sardığını üzerimi örtmek için tabutumun kapağını kaldırdıklarını fark ettim. Avazım çıktığı kadar bağırmak ve çırpınmak istediğim halde, ne kıpırdaya biliyor ne de bir ses çıkarabiliyordum. Biraz sonra koyu bir karanlık içinde kalmış ve gözlerimi tabutun tahtaları arasında sızan ışığa çevirmiştim. Dehşet içinde "AMAN ALLAH'IM" dedim ne olacak simdi halim? Biraz sonra omuzlara kaldırılmış ve sallana sallana götürülüyordum.

    Dışarıda ki seslerden yağmur yağdığı belli oluyor ve su damlalarını sesi tabutumun gıcırtısına karışıyordu. Cenaze Namazı için camiye gidiyor olmalıydık. Cami deyince hatırıma gelmişti. Çok yakınımızda olmasına rağmen nedense bir türlü elim deyip de gidememiştim. Ama 50 yaşına gelince namaza başlayacak ve herkesin şikayet ettiği kötü alışkanlıklarımı terk edecektim. Ah su kaza olmasaydı ileride ne iyi insan olacaktım.

    Daha önce duyduğum ses "Geçti artik geçti" diye tekrarladı. Biraz sonra namazım kılınmış ve imam efendi meftanin nasıl bir insan olduğunu sorduğunda ben cemaatin arasında 8-10 kişinin bu soruya cevap vermediğini gayet iyi biliyordum. Evet bu insanların haklarını yediğimi biliyordum. Fakat bu kaza olmasaydı onların gönlünü alacak ve yaptığım hataları telâfi edecektim. Camide ki isimiz bittikten sonra tekrar omuzlara kaldırılmıştım. Tabutun eğik bir şekilde taşınmasından mezara giden yokuşu tırmandığımızı anlıyordum. Şiddetli yağan yağmurda çatlaklardan içere girerek kefenimi yer yer ıslattığının farkındayım. Bazı konuşmaları duyuyordum. Dostlarımın bir kısmı piyasadaki durgunluktan bahsediyor, bir kısmı ise geçen aksam televizyon da oynayan kovboy filmini methediyordu. Tabutumu taşıyan bir diğeri ise diğerine söyle diyordu:"Tam ölecek günü buldu rahmetli, sırılsıklam olduk birader", duyduklarım galiba yanlış olmalıydı, yoksa bunlar uykularımı onlar için feda ettiğim dostlarım değil miydi? Yolculuğum bir müddet sonra bitmiş ve tabutum yere indirilmişti. Kapak tekrar açıldı ve güçsüz vücudumu kucaklayan  birkaç kol beni dibinde su birikmiş olan bir çukura doğru indirdi. ("AMAN ALLAH'IM" Bu kabir değil miydi?  O ana kadar buraya gireceğimi neden düşünmemiştim?) Sessiz feryadımı kimse duymuyor ve dostlarım, kalın tahtalar ile üstümü kapatmak için adeta bir birleriyle yarışıyorlardı. Tekrar zifiri karanlıkta kalmış ve bütün zerrelerim ile dua etmeye başlamıştım.

... Ya Rabbim bir kere fırsat daha yok mu, senin istediğin gibi bir kul olayım. Daha önce duyduğum söz tekrarlıyordu: "Geçti artik geçti" Vücudumu örten tahtaların üzerine kürekle atılan toprakların çıkardığı ses gök gürültüsünü andırıyor, bütün benliğimi sarıyordu. Son bir gayret ile yerimden fırlayarak gözlerimi açtım. Odamdaki rahat yatağımda yatıyor fakat korkunç bir kâbus görüyordum. Bitişik dairede oturan doktor arkadaşım baş ucumda oturuyor ve "Geçti artik geçti" diye tekrarlıyordu. Kendimi toparlamaya çalışarak YARABBI  sana bütün zerrelerim adedince şükürler olsun. İyi bir kul olmak için ya fırsat vermeseydin. Pencereyi açıp da baktığımda yanımızdaki cami adeta "Geç kalma gel" diye sesleniyordu...

Kapılma bu dünyanın bir anlık hevesine. Hepsi verilse ayrılacaksın yine

Hayat bir uykudur ölünce uyanır insan. Sen erken davran ölmeden önce uyan....

 

 

 

www.blogcu.com/erdemselvi arkadasimdan alintidir.

 

 

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (6) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

6 yorum yazılmıştır

Yazan:calinus | Tarih: 2006-05-10 00:58:17
Konu: Başlıksız Yorum

selam ve dua ile

Bağlantı » »

Yazan:calinus | Tarih: 2006-05-01 23:10:04
Konu: Başlıksız Yorum

selam ve dua ile

Bağlantı » »

Yazan:meczup | Tarih: 2006-04-29 21:34:30
Konu: sa

yenide döndüğüm bloğuma nisan yağmurları gibi bol yağmurlu bir giriş yapmak için düzenlediğim davete sizide bekliyorum...en güzeli bulmak için...

Bağlantı » »

Yazan:sevgidamlalari | Tarih: 2006-04-27 12:53:54
Konu: slm

hayırdır sizin neyiniz var bugün bende iyi değilim onun için böyle iç karartıcı bi yazı yayınladım...kusura bakmayın :(

Bağlantı » »

Yazan:calinus | Tarih: 2006-04-26 01:58:33
Konu: Başlıksız Yorum

selam ve dua ile

Bağlantı » »

Yazan:visal | Tarih: 2006-04-21 14:05:29
Konu: Başlıksız Yorum

Herkese Merhabalar,
Visal ve Firak üzre buradayım
Visal ve Firak olacak güncemin genel konusu
Ama sadece bukadarla da kalmayacak,hayata dair her şeyi paylaşmaya çalışağım..
Zaten hayatımız da hep bu ikilemelerden oluşmuyor mu?
Med-Cezirler
Sevinç ve hüzün
Komik ve Trajik
Her şey olacak burada
Alıntılar olacak,kendi paylaşımlarım olacak
Eğer siz de buralardaysanız,bir şeyleri paylaşabiliyoruz olacak
Vel hasıl,
Visal ve Firak Başlıyor Efendim

Bağlantı » »

« Önceki :: Sonraki »